ABD ile İran arasında devam eden müzakerelerde bir uzlaşma sağlanamaması, iki ülkenin ekonomilerinde belirsizliklerin kalıcılaşacağı yönündeki endişeleri derinleştiriyor. Bu belirsizlik, Türkiye gibi kırılgan ekonomilere de yansıyarak, vatandaşları ve iş dünyasını zor günlerin beklediğini ortaya koyuyor. Ekonomistlerin değerlendirmelerine göre, rezervlerin azalması ve üretim ile alım gücünde yaşanacak sıkıntılar, ekonomilere daha fazla baskı yapacak.
Dış Ticarete Yön Verenler Derneği Başkanı Dr. Hakan Çınar, Hürmüz Boğazı’nın riskinin sürekli bir fiyatlama unsuru haline gelebileceğini belirtiyor. Çınar, enerji fiyatlarının sadece arz-talep dinamikleri ile değil, jeopolitik risk primleri ile de şekilleneceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, navlun piyasasında geçici dalgalanmaları aşan bir belirsizlik dönemine girileceğini vurguluyor. Çınar’ın görüşüne göre, CDS ve risk primlerindeki dalgalanmalar, finansmana erişim zorluğunu artıracak, üretimdeki aksaklıklar ise firmaların stok yönetimlerini değiştirecek. “Just in time” modeli zayıflarken, firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da maliyetleri artıracak.
Ekonomist İris Cibre, savaşın geçici olacağına dair beklentilerin azalmasıyla enerji piyasalarında fiyatların daha da artabileceğini ifade ediyor. Bu durumun, Türkiye’nin cari açığı ve arz yönlü enflasyon baskısı üzerinde uzun süre etkili olacağını belirtiyor. Cibre, sıcak para ile artan rezervlerin de kırılganlıkları artırdığını vurguluyor. Üreticilerin daha da zorlanacağını ve bu durumun hem talep hem de arz yönlü bir yavaşlama riskini artıracağını söylüyor.
Ekonomist Arda Tunca, alınan önlemlerin yalnızca krizi geçiştirmeye yönelik olduğunu ifade ederek, sorunun köklü bir yapısal değişim gerektirdiğini savunuyor. Tunca, para ve maliye politikaları arasında gerçek bir eşgüdüm sağlanması gerektiğini, bunun da sadece talebi baskılamaktan ziyade arz kapasitesini güçlendirmeye yönelik olması gerektiğini belirtiyor. Hukukun üstünlüğüne dayalı politikaların gerekliliği, yatırımcıların uzun vadeli kararlar alabilmesi açısından kritik öneme sahip.
Mali konularda uzman olan Murat Kubilay ise, dış şoklar nedeniyle ekonomi yönetiminin elinde etkili bir araç bulunmadığını vurguluyor. Maliye politikalarında eşel mobil sistemi gibi önlemlerin kapasitesinin artırılmasının önemine dikkat çekiyor. Gübre gibi ürünlerde fiyat desteği sağlanmasının da girdi maliyetleri üzerinde olumlu etki yaratacağını belirtiyor.
Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu belirsizlik ortamında, uzmanların önerdiği önlemler ve stratejiler, ekonomik istikrarı sağlamak için büyük önem taşıyor.