Detaylı bilgi için onaybet adresini inceleyebilirsiniz.
İnsanların keşif tutkusunun çoğu zaman yıldızlara ve uzak gezegenlere yöneldiği görülüyor. Ancak yakın çevremizdeki bir gerçeği göz ardı ediyoruz: Dünya’nın okyanusları. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun (USGS) verilerine göre, günümüzde Mars yüzeyinin okyanus tabanlarımızdan çok daha iyi haritalandığı biliniyor. Su altındaki karanlık ve derin dünya ise sürekli olarak bilim insanlarını şaşırtan sırlar sunmaya devam ediyor.
ALTIN KÜRENİN SIRRI ORTAYA ÇIKTI
Bu büyüleyici gizemlerden biri, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından Alaska kıyılarında gerçekleştirilen bir derin deniz seferinde yaşandı. Canlı yayın sırasında kameralara yansıyan ve parlak, altın rengi bir küreye benzeyen tuhaf nesne, bilim camiasında büyük bir etki yarattı.
Alaska kıyıları boyunca el değmemiş derin su habitatlarını haritalayan Seascape Alaska 5 seferi sırasında, Okeanos Explorer gemisindeki ekip daha önce hiç karşılaşmadıkları bir nesneyle karşılaştı. Keşif anında araştırmacılardan birinin “Bunun hakkında ne düşüneceğimi gerçekten bilmiyorum,” dediği duyuldu; diğer bir araştırmacı ise “Ne kadar sert olduğunu görmek için ona dokunmak isterdim,” ifadelerini kullandı. Sosyal medyada “uzaylı yumurtası” veya “derin deniz canavarı” gibi teorilerin ortaya çıkmasına neden olan bu altın küre, incelemek üzere laboratuvara götürüldü.
KORKU HİKAYESİ DEĞİL DOĞANIN MUCİZESİ
NOAA Balıkçılık Birimi ve Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nden bilim insanları, yürütülen kapsamlı araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Gelişmiş DNA analizi ve yapısal incelemeler, bu gizemli “altın yumurtanın” aslında bir korku filmi senaryosu olmadığını; aksine devasa bir deniz canlısının geride bıraktığı bir iz olduğunu ortaya koydu.
Bu altın küre, okyanusların en ilginç canlılarından biri olan Relicanthus daphneae adlı dev deniz anemonuna aitti.
Relicanthus daphneae Hakkında: İlk kez 1970’lerde keşfedilen bu canlı, bazı durumlarda 7 metreye kadar uzayabilen tentakülleri ile normal deniz anemonlarından çok daha büyük boyutlara ulaşabiliyor. Taksonomik konumu uzun yıllar tartışılan bu canlı, son yapılan genetik çalışmalarla kendi alt takımının (Helenmonae) tek üyesi olarak kabul ediliyor.
ALTIN KÜRENİN GİZEMİ NASIL ÇÖZÜLDÜ?
Çalışmanın ortak yazarlarından Allen Collins, bu karmaşık bulmacayı çözmek için morfolojik, genetik ve biyoinformatik alanlarında uzman birçok kişinin bir araya geldiğini belirtiyor.
Bilim insanları ipuçlarını şu adımlarla takip etti:
Hücre İncelemesi: Nesnenin doğrudan hayvana ait anatomi (organ, doku vb.) içermediği görüldü. Ancak yüzeyinde mercan ve anemonların dahil olduğu Cnidaria filumuna özgü zehirli hücreler (knidositler) belirlendi.
Grup Tespiti: Hücrelerin detaylı analizi bunların av yakalamaya yarayan spirosist yapısına sahip olduğunu gösterdi. Bu da nesnenin Hexacorallia grubundan bir canlıya ait olduğunu kanıtladı.
DNA Teyidi: Son aşamada tam genom ve mitokondriyal DNA dizilemesi ile kesinlik sağlandı; gen haritası doğrudan R. daphneae‘yi eşleştirildi.
Sonuç: Bilim insanları bu parıltılı altın kürenin aslında dev deniz anemonunun kayalık zeminlere sağlam şekilde tutunabilmesi için salgıladığı ve zamanla orada toplanarak sertleşen koruyucu bir dış kütikül kalıntısı
OKYANUSUN DERİNLİKLERİ GELECEĞİ ŞEKILLENDİRİYOR
NOAA Okyanus Keşifleri Direktör Vekili William Mowitt, bu tür keşiflerin sadece merak gidermekle kalmadığını vurguluyor. Mowitt’e göre okyanus derinliklerini anlamak; ekonomik gelişmeyi desteklemek, küresel iklim krizine karşı gezegenimizi korumak ve ulusal güvenliği güçlendirmek açısından kritik önem taşıyor. Okyanuslar insanoğluna henüz çözülemeyen binlerce büyüleyici hikaye sunmaya devam edecek gibi görünüyor.
Güncel erişim için onaybet giriş sayfasını ziyaret edebilirsiniz.